Vahşi Zarafet: Farklı Kültürlerden Jaguar

Hızlı, agresif, tekinsiz ve büyüleyici güzellikte… Tabi ki de jaguarlardan bahsediyorum. Vahşi yaşamın ve doğal sistemin çok büyük bir parçası olmalarının yanı sıra kültürel bir kimliğe de sahipler ve biz efsanelerin üzerinden yıllar geçse de onların güçlü ruhunun etkisindeyiz.

Ruhani Varlıklar

Mayalar jaguarları ruhani güçlere sahip, fiziksel dünya ile ruhlar dünyası arasında iletişim becerisine sahip yaratıklar olarak tasvir etmişlerdir. Onların bu ruhani imgelemi yalnız Mayalar tarafından değil, Güney Amerika yerlileri tarafından da algılanmış ve jaguar insan formuna geçebilen birincil hayvan olarak görülmüştür.

Gökyüzü Kedileri

Bazı koloni kaynaklarında Ccoa veya Choquechinchay şeklinde isimlendirilen mitolojik bir kediden bahsedilir. Gökyüzü onun evidir ve yıkıcı dolu fırtınalarından o sorumlu tutulur.

Görünüşe bakılırsa bu iri kediler gökyüzünü mesken tutmaktan hoşlanıyor, en azından mitlerde. Bazı Maya hikayelerinde gökyüzündeki 4 jaguar tanrıdan bahsedilir (Bacablar). Dünyanın köşelerine konuşlanmış bu tanrıların durduğu her köşe aslında bir temel yönü ifade eder ve kendine özgü bir renkle sembolize edilir: kırmızı-doğu, siyah-batı, kuzey-beyaz ve güney-sarı. Merkez ise yeşille ifade edilir.

“…ani bir büyük su akışı içinden… Canhel cennetlerden mest olmuştu… dünyanın yok oluşunu getirmek üzere olan dört tanrı (Bacablar) yükseldiğinde gök yere indi ve kuru kıta battı.

Yıkım gerçekleştikten sonra göğün dört sütunu (Bacab ağaçları) yeniden kuruldu… ve Büyük Ana Seica dünyanın yıkılışının anıları arasından yükseldi.”

Chilam Balam, Maya kitabı

Başka hikayelerde Mayaların yeraltı dünyasını/ruhlar dünyasını kontrol eden bir jaguar tanrıları da vardır. Söylenceye göre avlanarak göğü baştan başa katedermiş, doğudan batıya. Gecenin ve gündüzün kozmik güçlerinin jaguarın elinde olduğu düşünülürmüş.

Aztek mitolojisinde ise jaguarlar savaş, gece göğü, büyücülük, dünya, gece rüzgarları ve şaman ritüellerinde kullanılan aynaların yapıldığı obsidyen gibi çeşitli elementlerle ilişkilendirilmiş olan Tezcatlipoca tanrıçasının totem hayvanı kabul edilmiş.

Güç Güç Güç

Jaguar, kişinin kendi korkularıyla veya düşmanlarıyla yüzleşme gücünü temsil eder.

Onların bu kültürel yansıması, yalnız ruhani ve psikolojik şeylerden doğmamış; gece görüşlerinin iyi olması, fiziksel görüş becerileri de dikkat çekmiş. Bu özellikleri de karakterlerine yeni bir ruhani boyut kazandırmış: vahşi ormanlarda, gece yarısı karanlığın yüreğindeymişçesine rahat, insan ruhunun derin ve karanlık yanına bakabilme.

Kediler aynı zamanda “binocular vision” dediğimiz her gözün tek başına çalışabildiği bir sisteme de sahipler. Bir göz yaşanmış olanlar ve bir göz yaşanacak olanlar için diye düşünülebilir; çünkü jaguarlara aynı zamanda öngörü ve kehanet yeteneği de atfedilmiştir.

Roma mitolojisinde Bacchus (Yunan mitolojisindeki Dionysus‘a benzetilir) panterler tarafından bakılmıştır ve arabasını iri kediler çeker. Bacchus’un kendi, ruhun arzularını serbest bırakmakla oldukça güçlü bir biçimde ilişkilendirilmiştir. Dolayısıyla panterler veya jaguarlar da serbest bırakılmayı bekleyen bilinçaltındaki arzu ve becerilerin; veya kişinin bunları serbest bırakmasına yardımcı olabilecek adı konmamış ve içgüdüsel kuvvetlerin sembolü olabilir.

Bu imgelem, Aztek ve Mayaların da içselleştirdiği bir şeydi. İki ulus da yarı jaguar yarı insana dönüşmenin gücü hakkında konuşmuştur. Peki bunun anlamı neydi? Böyle bir dönüşümü başaran kişi kültürel tüm sınırlandırmalar ve engellemelerden sıyrılmış olacaktı. Bunun dışında, jaguarlara yüklenen tüm o spiritüel güçleri düşünecek olursak, muhtemelen ölümlülerin dünyasının sınırlarından da kurtulmuş olacaktı.

İhanet: Son Bir Öykü

“Jaguar ok ve yayla avlanırken bir gölgeye rastladı. Yakalamaya çalıştı, yakalayamadı. Başını kaldırdı. Gölgenin efendisi, bir kayanın üzerinde açlıktan ölmek üzere olan, Kayapö kabilesinden genç Botoque idi.

Botoque’nin kımıldayacak gücü yoktu, ağzından ancak bir kaç sözcük çıkabiliyordu. Jaguar yayını indirip onu evinde kizarmış et yemeye davet etti. Delikanlı ‘kızarmış’ın ne demek olduğunu bilmiyordu, ama kabul edip avcının sırtına atladı.

“Bir yabancının çocuğunu taşıyorsun” dedi jaguarın karısı.

“O artık benim,” dedi jaguar.

Botoque hayatında ilk kez ateşi gördü. Taş fırınla, kızarmış tapir ve geyik eti kokusuyla tanıştı. Ateşin aydınlatıp ısıttığını öğrendi. Jaguar onayay ve ok verdi, kendisini nasıl savunacağını gösterdi.

Botoque bir gün kaçtı. Jaguarın karısını öldürmüştü.

Uzun bir süre umutsuzca koştu, köyüne gelinceye kadar durmadı. Burada öyküsünü anlatıp sırlarım, yeni silahıyla kızarmış eti gösterdi. Kayapâlar ateşe ve silahlara el koymaya karar verdiler, oğlan da onlan uzaklardaki eve götürdü. Jaguara o ateşten, gözlerinde parlayan yansıması dışında hiçbir şey kalmadı.

O zamandan beri jaguar insanlardan nefret eder. Avlanmak için elinde kalan tek şey azı dişleri ve pençeleridir ve kurbanlarının etini çiğ yer.”

Eduardo Galeano

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.